16 Şubat 2009 Pazartesi

şifreli hayat...

bir çocuk hayatı öğretir bize, bildiklerimizi unutturur... bir çocukla temize çekeriz tüm alışkanlıklarımızı.. hani rol model olmak var ya, çok gurur verici olsada bazen ağır gelir insana...
bazı sabahlar yataktan çıkmak istemeyip, pijamanızla miskinleşmek istediğinizde, hayıflanırsınız, o'na uyanınca pijamalarımızı çıkarmamız ve yatağımızı toplamamız gerektiğini öğrettiğinize... çok koşup zıplayıp yorulur ve içiniz alev alev yanınca buzz gibi bir kola içmek varken, bir bakmışsınız bardağınıza süt koyuyorsunuz, yanınızda bir hevesle sizi izleyip sütten bıyık yapma yarışına giren afacan bir surat belirirken...
bilgisayar mesela... sadece "o" uyurken kullanırsınız genelde. ve böylelikle daha az kalırsınız ekran karşısında ve o zaman daha çok zaman bulursunuz oynamak tepinmek ve yorulmak için. yemekten kalkınca ellerinizi yıkamayı unutmanız mümkün değildir, banyodan "anneeee musluğu açarmısın elimi yıkıcammmmm" diye seslenen biri varken...
her an dans etmeye hazırsınızdır. elinde plastik bir kap ve tahta kaşıkla karşınıza geçmiş korkunç gürültü yapıp sizi dansa davet eden bir afacanla depresyona girmek sizin neyinize. hadi bakalım kıvır ve zıpla...
sigara içmezsiniz... evde sigara paketi bulundurmasınız. ancak çocuğunuz bilir maalesef sigarayı genelde. malum eş-dost-akraba üçgeni. ancak sigaranın içilen bişi olduğunu öğrenmez sayenizde neyseki. görmez çünkü, görmemesi, o dumanı solumaması için ne gerekiyorsa yaparsınız. insanlara ters düşmek ve "bu kadarcık dumandan bişi olmaz canım" ları duymaz ve kaçarsınız ortamdan. eve gelen misafir sigara içmek istediğinde "ben balkona çıkıyorum, çöp atıcam" demek zorundadır. açık konuşmak yasaktır.
hani bazen yemekte bişiler içmek istersiniz. o zamanlar içilen içecek eğer kola ise, siz sihirli kelimeler kullanırsınız. "gazlı-siyah" gibi... ve kupada içilir o gazlı siyah... içeriği belli olmamalı. eğer farkederse malum şahıs, hemen onun bardağına da köpürte köpürte kakaolu süt koyarsınız. eee baksanıza nerdeyse aynı renk işte :)
arpa şehrileli çorba yada mantı herzaman makarna adıyla anılır... çünkü makarnanın cazibesine karşı koyamaz çocuklar... hele hele Derin gibi yeme sorunu olan çocuklar...
aile büyükleri ziyarete geldiklerinde, çocukları mutlu etmek için abur cubur alıp yedirme sevdası had safhadadır. ve anne bu durumda koruyucu kalkan görevi görür. ve zor olsada alıştırır büyükleri sihirli soruları çaktırmadan sormaya... "durum nedir, mutlu olmaya hazır mı?"... anne duruma göre asayiş berkemal bakışı fırlattıktan sonra büyükler getirdikleri 1001 çeşit ıvır zıvırdan annenin cömertliği sayesinde sadece 1'ini vererek emellerine ulaşırlar... çocuk azla yetinmeli. diğerleri acil durumlar için...
bazı kelimeler anlam itibariyle coşku uyandırmaya müsait olduğundan, bu kelimeleri kullanırken çocukları hayal kırıklığına uğratmamak için dikkat etmek gerekebilir. mesela, hava kötüyse park kelimesini kullanmak çocukta istek yaratacağından onun yerine "kumlu mekan" denebilir :) yada eğer uyku zamanıysa arkadaşlarından birinden bahsetmek bazen can sıkıcı olabilir. o zaman o kişiden komşu kızı/oğlu diye bahsetmek gerekebilir. tabi bunlar çok karşılaşılan durumlar değildir. ancak çocuklar hem çok dikkatli hemde gaza gelip coşmaya müsait olduklarından bazen dikkat etmemek tatsız sonuçlar doğurabilir.

genelde anneler sürekli teyakkuz halindedir. hem çocuklar çok kopyacı hemde bunu yeri geldiğinde (unutmayıp) acımasızca kullanacak hafızaya sahip oldukları için anne olarak temkinli gitmek yerinde olacaktır. ama bu yazıdan sonra çocuğumu cam fanusta yetiştirdiğimi düşünen olursa hiç üşenmem gömerim kafayı :) yok öyle bişi...

bunlar bizim dikkat etiklerimiz ve şifrelerimiz. biz böyle naçizane şifrelerimizle temiz ve eğleceli bir hayat yaşıyoruz. tabiki istisnalar oluyor. mesela kışı önemsemeden dondurma yiyiyoruz, yağmurda koşup ıslanıyoruz, çorapsız geziyoruz bazen, saatlerce bulaşık yıkıyıp gaza gelip tüm mutfağı yıkıyoruz, banyoda parmaklarımız buruşuna kadar kalıyoruz, yüzümüzü kedi/köpek/tavşan şeklinde boyayıp 100lerce fotoğraf çekip sonra onlara kahkahalarla gülüyoruz... bunun gibi daha nicelerini yapıyoruz ama sağlığımızı da çok önemsiyoruz... çünkü biz önce kendimizi seviyoruz... ve nice uzuuuun yılları birlikte geçirmek istiyoruz...

13 yorum:

serrose dedi ki...

Uzuuuuuuunnnnnnnnn yillar birlikte yasamaniz dilegiyle.

GeCe dedi ki...

çok güzel yazmışsınız tüm çabalarınız takdire değer tebrik ediyorum sizi çocuğunuzu iyi yetiştirme adına çabalıyorsunuz, bu da ne kadar değer verdiğinizi gösterir oysa ne aileler var çocuklarına yok gibi davranan görüyoruz sokaklarda

tuğba dedi ki...

duygucum, kutlarım seni gerçektende iyi bir annesin.çocuğunu çok önemsiyorsun.bu bakış açınla derin ilerde hem mutlu hemde başarılı olacaktır.

biliyorsun bende kızıma çok düşkünüm ama yıllar geçipte o büyüdükçe ''bu kadar düşkün olmak acaba ilerde onun bana ihtiyacı kalmadığı zamanlar geldiğinde büyük bir boşluğa düşmeme neden olur mu?''diye düşünmeme neden oluyor.

sevgiler canım yürekten....

duygu dedi ki...

sevgili serrose,
hem hoşgeldin hem iyiki geldin hemde çok teşekkürler :)
bende size sevgi dolu kocaman bir ömür diliyorum.

duygu dedi ki...

sevgili gece,
elimden geleni yapıyorum tabi istisnalar oluyor. çocuk gerçekten herşeyi sıfırlıyor hayatta bildiklerinize dair. o çocuklarına yok gibi davranan ailelere burdan kocaman teessüflerimi sunuyorum :)
sevgilerimle...

duygu dedi ki...

sevgili tuğba,
teşekkür ederim. umarım ilerde ne istediğini bilen ayakları yere sağlam basan çocuklarımız olur. tüm çabalarımız bunun için. ama büyüyünce boşluğa düşme hissi varya işte o bendede oluyor zaman zaman. o zamanı düşünüp üzülmektense şimdinin tadını çıkar bence. sevgilerimle...

hanimish dedi ki...

çok güzel yazmışsın :) annelik böyle bir şey işte, çalış çabala, ömrünün sonuna dek, iyi yetiştirmeye çalış, ömrünü ada, bitmiyor, allah da bitimesin hayat onlarla güzel :)

PrimaRima dedi ki...

Nede güzel yazdın,eveeet eveeet diye diye okudum:)çok tanıdık çok...

duygu dedi ki...

sevgili hanimish,
evet kesinlikle Allah bitirmesin. sizin 2. yolda aynı hikayeler baştan alınacak ne güzel...
sevgilerimle...

sevgili primarima,
tanıdık dimi... her evden aynı nakaratlar aslında...
sevgiler...

denizanasi dedi ki...

çok tanıdık geldi valla. biz bu durumlarda şifreli yerine genelde farklı dilde konusuyoruz. ama o da artık çözüm olmuyor. çakıyor hemen :))

duygu dedi ki...

denizanası,
farklı dilde bir çözüm olabilir. o zaman pratiğe başlamalı. hem onun anlaması da aslında iyi olur. çaktırmadan ingilizce öğretmiş oluruz.

Cocukla Cocuk dedi ki...

benzer şifrelerimiz varmış. Çok güzel bir yazı olmuş çok beğendim. uzun, upuzun mutlu yıllar diliyoruz.

duygu dedi ki...

çocuklaçocuk,
değil mi yaa genelde anneler aynı dili konuşuyor. inşallah hepimiz ailemiz ve tüm sevdiklerimizle upuzun yıllar geçiririz...
sevgiler.