4 Şubat 2009 Çarşamba

öğrenen, öğreten ve ören bayan...

öğrenen bayan...
bir mimle karşı karşıyayım... sevgili çocuklaçocuk mimlemişti beni okuduğum kitabın 161. sayfasının 5.cümlesi konusunda. kitabım "Çocuğunuzun Ruhsal Eğitimi-David Caroll". bu kitap Derin doğmadan önce kitaplığımıza girmişti. ama dürüst olmak gerekirse, kızım doğduğunda hem vakitsizlikten hemde içgüdülerimle onun bu ilk dönemlerini geçirmek istediğimden elime almamıştım. ancak şimdi kızımdaki değişimleri gözlemlemek, anlamak ve bilinçli bir anne olmak için yanımdan ayırmıyorum. kitabın 161. sayfası önemli bir konudan bahsediyor. sadece 5. cümleyi yazmam hem anlaşılmaz olacak hemde o değerli bilgilere haksızlık olacaktı.
iyiliksever görünen, oysa aslında ana babanın kendi nevrotik gündemlerini yansıtan mesajlar vermemeye dikkat ediniz.
Gerald Walker Smith içe bakış konusunu ele alan Hidden Meanings (gizli anlamlar) adlı kitabında, hergün hepimizin birbirimize verdiğimiz ve gerçek hislerimizi, gerçek niyetlerimizi (başkalarından olduğu kadar kendimizden de) gizlemekte kullandığımız tipik iki anlamlı mesajların bir listesini çıkartmıştır. bu kitabın bir bölümü birşey söylüyor gibi görünen, ama aslında oldukça farklı birşey kastedilen klasik ana baba konuşmalarına ayrılmıştır.
böyle bir konuşma ile karşılaşınca, birçok çocuk içgüdüleriyle, kendilerine dürüst davranılmadığını, bir yerlerde sessizce bir arzu beslendiğini hisseder. ancak büyüklerinin konuşmalarının ve beden dilinin yüzeyinde kalmadan, bunun altını araştıracak psikolojik ustalığa sahip olmadıklarından dolayı, bunun nedenini, nasılını söyleyemezler. ve eğer olur ki ana babaları "eğer sen beni gerçekten sevseydin, böyle yapmazdın..." veya "senin iyiliğin için söylüyorum" tarzından içten pazarlıklı klasik laflar yağdırdığında, çocuklar gerçekten karşı çıkarlarsa, incinmiş ana bana "ben sana yardım etmeye çalışırken, sen teşekkürünü böyle mi gösteriyorsun" gibisinden öfkeli bir cevap verir. bu onlara gerçekten kazanma şansı bırakmayan bir durumdur. ayrıca çok kötüdür, çünkü psikolojik bakımdan kendi ana babalarına güvenemezlerse, onlara ruhsal bakımdan da güvenemezler.

diyor kitabımız... ve birçok örnekle bu açıklamayı destekliyor. ancak sizi sıkmadan sonlandırdım.
ve mimin kuralına uyarak şekellik, turkuaz deniz, şahane ve anne ve bebişini mimliyorum. kabul ederseniz size en yakın kitabın 161. sayfasının 5.cümlesini alalım lütfen... (bu rakamların bir anlamı varmı merak ediyorum).

öğreten bayan...
bugün kızım pilav yapmayı öğrendi... yihhuuuu... (pilavı karıştırıp ocağın her tarafına dökmeyi ve annesinin "kızımın eli yanmasın aman şimdi dökülecek caaanım arpa şehriyeler" gibi endişeleriyle kızını gözlemlemesi neticesinde pilavı tuzsuz pişirmesini sağladı demeye dilim varmıyor...)
olsun annem derdiki... birgün yaparsın sulu olur, birgün yaparsın tuzsuz olur. ama 3. gün öğrenirsin yemek yapmayı deneye deneye...
bende ağacı yaşken eğiyorum işte. 3 gün sadece... sonra bir daha mutfağa uğramıcam... :)
ören bayan...
elimde şişlerim, kah hüzünlenip, kah şen kahkahalara boğularak (yaa bu inceltme işareti nasıl yapılıyordu) geçirdiğim uzzuuuunnnn ve yorucu günlerin sonunda siz sevgili izleyicilerimin (okuyucularım) karşısındayım... sizleri hasretle kucaklıyorum... bugün size bir bolero nasıl örülemez ve yanlış-eksik-parça pinçik de olsa örülen parçalar sökülmek istenmezse nasıl değerlendirilir ondan bahsedeceğim.
efenim, ben elimde şişlerimle kahkahalara gark olmuş bu bünyeyi terbiye etmekle meşgulken örgü zannettiğim bir parçayı kendime bolero yapmak niyetindeydim. ancak kendimi nasıl bir gözle görüyorsam artık, arka parçanın uzunluğu benim sırtımın yarısı (burda sorun yok, çünkü bolero olacaktı) ancak genişliği Derin'in sırtının tamamı kadar oldu... e bihayli de örmüştüm. bu kadar örmüşken ben o parçayı öylece bıraktım. ve gerçek ölçülerle (bu gerçek ölçüler beni çok yıktı yaa neyse) bu kez kendi koca bedenime uygun bir bolero ördüm. sökmeye kıyamadığım, boyu tam, eni bana göre dar olan parçaya da ön parçaları örüp ekleyerek ortaya kızım için bir yelek çıkarmış oldum... bir örnek giyiniyoruz kızımla :) bir gözlükler kaldı :)
yapımı biraz uzun sürsede biz sonuçtan memnun kaldık.
şimdi sizleri bu hikayenin fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyor ve saygıyla huzurlarınızdan ayrılıyorum...






7 yorum:

Tanya's dedi ki...

Duygu,

Nefis olmuş..bayıldım ben ki bebek/cocuklarda örgü yelekler hiç sevmem...süperilloooo

şahane(Kral Çıplak) dedi ki...

Elim ayağıma dolandı,hayatımda ilk defa mimlendim:))Hemen çalışmalarıma başlıyorum.
Ay maşallah ya,ne hamarat kızın var öyle.Ama hevesini kırmayıp böyle şeyler yapmasına izin vermen çok güzel.Umarım ben de aynı şekilde davranabilirim ilerik iay ve yıllarda:)

duygu dedi ki...

tanyacım, çok mersi... senin de bebikin olunca ona da örerim nasılsa yavaş yavaş kendimi geliştiriyorum. daha modern modeller çıkarırım belki.

şahane,
hadi bakalım... bekliyorum.
eminim sende kızına kıyamıycaksın istediğinde. ortalığın dağılmasını boşverip onun yüzündeki tarifsiz mutluluğu görünce her yemeği birlikte pişirmek isteyeceksin.

Karen Hanim dedi ki...

Bu iki resim üstüste koymak çok güzel oldu bence.

duygu dedi ki...

karen hanım,
çok sağolun...
sevgiyle kucaklarım.

PrimaRima dedi ki...

Ama çok güzel olmuş:)valla çok beğendim ben ellerine sağlık:)
he bu arada Derinciğiminde ellerine sağlık...pilav ile başladı devamı gelir.

duygu dedi ki...

ebrucum çok sağol. derin pilavla başladı ve bıraktı. bugün fossss.... :)