6 Şubat 2009 Cuma

istanbul kazanında 4,5 kepçe...

1+0,5 kepçe güne mutlu uyanır, vitaminlisinden nefis bir kahvaltıyı bünyeye alır, giyinir bir bakar kendine hafif janti gibidir, bir öpücük sallar aynadaki aksine, alır telefonu eline 3 kepçe daha bulurlar kendileri gibi iyi hisseden. eee ne dursunlar ki daha... atlarlar güzelim şehirlerinin toplu taşımalarına veee ver elini ortaköy...
işte detaylar...

modaya uyup tarihi yapılar önünde fotoğraf çektirmek ortaköy'e gittim demenin şanındandır.
kuşlara yem atıcaz diye çoluk çocuk hurraaa diye meydana salınıp kuşları ürkütüp kaçırmalar, betonlaşmanın ruhta yarattığı tahribatın can yakan yansıması olabilir mi??? yahu hiç kuşlu, ürkmeli, aman üstüme üstüme uçtular korktum diyemeden, ağız tadının bir hayli kaçtığı saçma sebil fotoğraflarımız oldu. kuşsuz, bir başımıza... amaaa benim kuşum hep kollarımdaydı...uyduruktan uyumak, içeceği artistik pozlarla hüpletmek, 2 yaşın daha bilmediğim 18740 adet getirisinden birkaçıymış...hımmm burda bir gök var haalaaa masmavi... dur bunu bir yere not alıyım, unutup herşeyi gri gördüğüm günlerin karşısına dikmek için...annneeee siyahhhhhh genizin üstündeyiz... annneeeee gidiyooo apur gidiyoooo.... (ısrarla vapura apur dedik)biz deniz havası aldık, Derin deniz havasında döktürdü. elinde mendil yaptığı boncuklu bileziğimle...ama bu kadar kendi halime kalmam, kızımın psikolojisini bozdu. "ben bebek oldum, agu yap" dediği can alıcı sahne...aaa unutmadan, diğer kepçeler... canım annem, canım teyzem ve şekerlik gülşen...veee ortaköy deniz çıkartmasının hazin sonu... mağlubuz... kuyruğumuzu kıstırarak evimize döndük... ağzımız açık bu denize bakaaaa bakaaaa...
duygu yorumluyor:
istanbul'un rezil trafiği günümüze gölge düşürmedi. her ne kadar kendisi zamanımızın 4 saatini trafikte harcamamızı koz olarak kullansa da, üzgünüm çarpık kentleşme, biz eğlendik. şimdi ben bu postu yazarken gözümün önünden bir daha geçti günümün tamamı ve sadece sana nanik yapmak istiyorum. ve bir vecize ile yazımı sonlandırıyorum: havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun. bu da sana kapak olsun çarpık kentleşme...

12 yorum:

Turkuaz Deniz dedi ki...

Tum karmasasina, kavgasina gurultusune ragmen ozluyorum ben Istanbul' u. Cok guzel fotograflar cekip gezmissiniz, sefaniz olsun...

tuğba dedi ki...

ne güzel eğlenmişsiniz.canım istanbulum senden güzeli var mı ki...

funda dedi ki...

çok özendim ama ben... ben gelince beni de gezdircen mi böle..

PrimaRima dedi ki...

Ne kadar güzel bir gün geçirmişsiniz valla bayıldım:)hele o uyduruk uyku yokmu?
benimkide yapıyor bunu çok...

duygu dedi ki...

turkuaz denizcim,
kesinlikle herşeye rağmen çok güzel bir şehir. ama dün eve geldiğimde yaşadığım yorgunluğun asıl sebebi de o herşeye rağmen dediklerimiz. yahu bir deniz havası alıp keyif yapalım derken 2 gidiş 2 dönüş 4 saat yolda geçti. ankaraya gitsem aynı hesap... araba olunca eziyet, olmayınca daha da eziyet.
sevgiler canım...

duygu dedi ki...

teşekkürler tuğba,
canım istanbul canımmmm... onu güzel yapan birazda gören gözler aslında yaa...

duygu dedi ki...

fındık,
sen gel bak, ben seni nerelere götürürüm. aayy varmı yöyle bir ihtimal sahi???
benlen eyleniyon muuuu :)

duygu dedi ki...

ebrucum,
teşekkürler... uyduruk uyku, uyduruk ağlama, uyduruk yemek yeme (avucunu açıp hayali çekirdeği çitletmesi) herşeyi uyduruk yahuu. ama sevmesi... işte o en içteni :)

funda dedi ki...

gel dedin de gelmedik mi duygu hanımcığım :) eylenmiyom tabi ki ben.. bizimde babane, hala, amca ayağımız o çarpık yerde.. onlara gelince bir bakmışın sana da cee demişiz..

şahane dedi ki...

yaz gelse..her haftasonu atsak kendimizi boğaza.

duygu dedi ki...

bana bak fındık o zaman sabah atla arabaya tam gaz istanbul. gişeleri geçince kime sorsan bizim evi gösterir :)
şaka bir yana valla çok sevinirim gelirsen vede geldiğin zaman haber verirsen. börekler açarım sana :)

duygu dedi ki...

sevgili şahane,
yazı bekleme yaaahu. boğazın tadı hava soğukken de çıkar :)