20 Şubat 2009 Cuma

bir çay lütfen...

bugün bize nazlı bir kız geldi. kahvaltıyı bin naz eşliğine yap-ma-dı. suluboyaya burun kıvırdı, ütüyü görmezden geldi, öğlen yemeğini yerken midem bulanıyo diyip kaçtı. bu kız sadece nazlı değil aynı zamanda pek bir halsizdi. hiç kimse onu anlamıyor, dünya ona dar geliyordu adeta (kendimi çaktırmadan ergenliğe hazırlıyorum).
anne bu nazlı kızın nadir uğradığı evinde değişiklikleri artık hazırlıklı kabul ediyordu. madem yemek yemiyor hımmm birde halsizlik var, o zaman tek ihtiyacımız olan kivi-elma suyunun içine karıştırılmış bisküvi ve tahin. (ayy biliyorum kulağa iğrenç geliyor ama yapıyorum. yemek yemeyen bir çocuğu hem tok tutmak hemde halsizliğin habercisi olası bir hastalık durumuna karşı vitamin depolamak için bu çok da iğrenç olmayan karışım şart) malzemeler hazır. nazlı derin'in önüne bulaşık önlüğünü bağlayıp mutfak tezgahına oturtunca ne olsa yedirebilirim. tabi sırılsıklam olmayı (tüm mutfak ve ben dahil) göze almayı unutmamak lazım. (sabırsız veya çok titizseniz bu yazdıklarımı unutun). neticede biten bir tabak meyveli püre ve dolap kapağından köpük akan bir mutfağım var... Allah'ım ne mes'udum...
öğle kabusundan sonra uyku öncesi hikaye seromonisi ve kulakla oynama tantunumlarıyla derin'i uyutuyor ve akşam yemeği hazırlıklarına başlıyorum ki bugün haaalaaa bir fincancık bile çay içmediğimi farkediyorum. hemen filmi başa sarıyorum... hımmm evet hatırlooorum.
evet uyandık, Derin güne nazlıyla başladı. Nazlı, Derin'in içine bazı bazı kaçan canavarın adı. onu kahvaltıya ikna etmekle geçen bir sürede ben sadece peynir yedim. tamam itiraf ediyorum bolca ekmek ve peynir yedim :) ama pilates öncesi bişiler atıştırmam şart... ve peynir iyi bir alternatif.
hımmm sar sar filmi. pilates yaklaşık 50 dak. sonra mutfağı ve odaları toparla, derin nazlı'nın öğle yemeği tartışması, tartışmaktan vazgeçip mutfağı harap etmesine göz yummam ve 45 dakika süren uyutma çalışması ve nihai son... ama ben haalaa çay içmedim...
gün devam ediyor. yemek hazırlığı derin'in uyanması, oynaşma, onu kendine getirme uğraşları... eşimin eve gelmesi ve akşam yemeği... çay içtiğimi hatırlamıyorum. sizde okumadınız değil mi haalaa... yok yok içmedim. yemek sonrası evde yapılan gürültülü bir maç (evet biz evde kalecilik oynuyoruz) sonra derinin uyuması. oohhh rahat rahat çay içebilirim....
o da ne? ÜTÜ!. yahu bu ütü masasını ne zaman salona getirdim ben diye söylenirken eşimden aldığım "şu programı ütü eşliğinde izlerim" i söylediğim cevabı... bende ara ara film kopuyor. anlayacağınız Derin'in içine Nazlı kaçarken benim içimden aklım uçmuş gitmiş.
ütüye dalarım, ortalığı toparlar, derin'in elinde aksesuar olarak gezdirdiği kakaolu sütün halıya döküldüğünü farkedip bir sinirle (mutfak dolaplarını sildiğim yetmiyormuş gibi) halıları silerim.
bugüne dair en son hatırladığım görüntü, tv'de cem yılmaz'ın konuk olduğu varmısın yokmusun? yarışmasını, elimde halı fırçası saçlarım dağılmış, halıda iki büklüm kalarak kahkahalarla güldüğüm an... sizce hanigisi daha komik. cem yılmaz mı yoksa külkedisine dönmüş haliyle bedeninin son enerjisini halı silmeye harcayan ve koca bir gün boyunca haalaa 1 fincancık çay içememiş ben mi???
yarın derin'i de alıp en yakın çocuk parkına gidicem. yanımda küçük termosum, derin kaydırakta çığlık atarak kayarken ben keyifle çayımı yudumluyor olacağım. eğer o nazlı haala gitmemişse evine, o da gelsin bizimle parka, belki orda derin'i terkedip başka çocukların peşine düşer. aahh umut dünyası işte...
yorucu bir gün mü geçirdim ne?

4 yorum:

tuğba dedi ki...

duygucum, yemek yemeyen bir çocuk evet zordur.anneyi yıpratır.ama ikinizinde eğleneceği bir yöntem bulunsa sanki daha mı iyi olur.

geçen bahsettiğim arkadaşlarımdan birinin çocuğuda yemek yemeyi sevmezdi.belki inanmazsın ama o , çocuk uyurken ağzına yemekleri tıkardı.uykudada o çocuk yerdi.yıllar içinde pes etti.şimdi çocuk tek yesinde ne istiyorsa yesin dedi...

derinin içine kaçan ''nazlı'' da kaçar gider umarım...

çok sevgiler canım....

duygu dedi ki...

tuğbacım, yok ben o arkadaşın kadar kırmadım kafayı henüz. sadece bazı dönemleri oluyor ağzına lokma sürmek istemediği, önceden o zamanlarda kafayı yerdim ama artık onu rahat bırakıyorum. kabullendim benim çocuğum çok sevdiği yemeği bile hapur hupur götüren bir çocuk olmayacak. amaaan olsun varsın, zaten rutin kan testleri de yapılıyor, bir problem yok çok şükür.
iyi işte kilo problemi olmayacak ilerde :)

Turkuaz Deniz dedi ki...

israr etme, istemezseler yemiyorlar. mutlaka bir nedenleri oluyor, yeni bir dis, agri-sizi, hicbiri degilse yemegi sevmemis oluyorlar.

2bucuk yasindan sonra tersine dondu bizde de ruzgar, kendi yemegini yiyen cocuk gitti yerine mizmiz bir cocuk geldi. ola ki TV karsisinda izletiyorsan vazgec derim cunku izlerken yemiyorlar, sadece sen verirsen yiyorlar! bizde ne yazik ki tvv karsisinda yemeye alistirdi bir aile buyugumuz, duzeltmek Cooookk zaman aldi ve hep sevgiyle andim(?) kendisini:P

Simdi durum ne dersen:

TV yok, yani HIC yok! Zaten yoktu yillarca ama ne oldugunu anlayamadan girdi dunyamiza, simdi cikti! ohhh:)

Hep kendisi yiyor, kendi ritmine biraktim; istedigi hizla (asiriya kacmadan) yiyor, pek de guzel yiyor hem de!

Bence cazip gelecek seyler hazirla, mesela meyveyi keke ekle gibi... zor biliyorum ama yoluna girecek zamanla:)

kolay gelsin.

duygu dedi ki...

turkuaz denizcim,
yemek sorunumuz dönem dönem oluyor. ilk zamanlar bu dönemi çok sancılı geçirsek de artık tanıyorum kızımı ve bir kabusa dönüştürmeden yemek yemeyi onu kendi haline bırakıyorum. tv bizdede yok. sadece o yattıktan sonra bağlanıyoruz hayata...
geçti, yine geçecek...
önerilerin için teşekkürler...
sevgilerimle...