28 Şubat 2009 Cumartesi

küçük kadın...

annemin alt katında oturan bir komşusu, komşunun da çocukları vardı...
çocuklar yaşça benden çok çok küçüktüler. ben onların bazen derslerine yardım eder, bazen de oyunlarına eşlik ederdim. onların Duygu ablalarıydım...


sonra Derin geldi, girdi aramıza. artık ilgi ona kaymıştı tabi...


birgün apartmanda karşılaştık komşumuzun oğluyla, benim yanımda Derin yoktu, onun yanında bir arkadaşı vardı. gülüştük yine, ben onun saçlarını bozdum, O da bana kızdı... birkaç takılmadan sonra ayrıldık. ben merdivenleri çıkmaya başladım, onlarda konuşa konuşa inmeye...

bizi tanıştırmadığı arkadaşı benim kim olduğumu sordu komşu oğluna... o da tanıttı beni; Derin'in annesi...

ben artık onun oyun oynadığı, şakalaştığı, saçma sapan şımardığı Duygu ablası değil, kocaman bir kadın, ağır abla, Derin'in annesiydim.

birden durdum merdivende... ben ne zaman ablalıktan çıkıp sadece anne olmuştum. bir çocuğun gözünde çocuk sahibi kocaman bir kadına terfi etmiştim birden bire...

aslında o birden bana atsa elinde tuttuğu topu, ben değme futbolcular gibi onunla maç yapar yada yerde tepetaklak güreşirdim yine... ancak o beni zihninde farklılaştırmıştı . ben anneydim ya, acaba haddini bilmesi gerektiğini mi düşünmüştü.

oysa gelse bugün bizim eve, Derin'in annesi bildiği ancak haaalaa onunla yaşıt, kafasında kızının dandik şapkası, elleri parmak boyasıyla alacalanmış, üstü başı yemek lekesi ben karşılayacaktım onu... gelse bugün bizim eve acaba O da katılırmıydı Derin'le oynadığımız el fenerinin ışığını yakalama oyununa???

bilse, el fenerini benim tutup, Derin'in yakalamak için koşması gerekirken, rolleri değiştirdiğimizi ve benim evin içinde dört döndüğümü, yine ben O'nun Duygu ablası olurmuydum???

Derin'in elinden feneri alıp, buzdolabının içini daha önce hiç görmemiş gibi, havucun ıspanağın el fenerinin ışığındaki görüntüsüyle ne kadar eğlendiğimi ve sırf Derin'i mutlu etmek, sevinçten çıldırtmak için oyun öncesinde koltukların altına sakladığım sürpriz çikolatayı el fenerinin ışığıyla farkettiği an attığı çığlıklara aynı tonda karşılık verdiğimi görse inanırmıydı hiç değişmediğime...


oofff çocuk, ne ağır bir sorumluluk yükledin benliğime...
oysa ben hala küçük bir kız çocuğuyum...
hadi gel yine oynayalım, elim sende...

8 yorum:

serrose dedi ki...

Cok guzel yaziyorsun.Vallahi hep cok ince bir yerinden yakaliyorsun bizi supersin :)
Duygu ablaaaa :))))

tuğba dedi ki...

bence birgün üçünüz birlikte oynayın...

duygu dedi ki...

-serrocum,
ablan çok öper seni :)

-tuğbacım, oynadık ama o hep derin'i tercih etti :(
olsun yaa ben yinede ablasıyım onun.

PrimaRima dedi ki...

bende, bende...teyze demesinler hatta abla bile demesinler ismimle çağırabilirler müsade edebilirim :)bozuluyorum:( bende daha küçüküüüm :(

GeCe dedi ki...

çok güzel yazmışsın duygulandım ama bence seni büyümüş gördüğünden değil derine öncelik verdiğinden böyle demiş olmalı aklına ilk gelen duygu abla değil sevimli kardeş derin dolayısıyla bu tavır papucunun dama atılmış olduğunun göstergesi bana göre

duygu dedi ki...

-ebrucum,
biz yaşlanmıyoruz sadece çocuklar büyüyooo...
hatta ebrucuk diyim sana...


-gececim,
tabi onun önceliklerinin farkındayım ancak bu geçiş biraz sert oldu benim için :)
pabucum zaten daha hamileyken atılmıştı hemde dama değil teeee kuzeykutbuna :)

denizanasi dedi ki...

ben bunu ne zaman hissettim biliyor musun ? yıllar önce pazar tezhagındaki densizin biri bana teyze deyince:) ben ne zaman ablalıktan çıkıp teyze oldum uyuz adam :(

Cocukla Cocuk dedi ki...

Çok beğendim yazını. Terfimi ediyoruz gibi geliyor acaba onlara, ".... nın annesi olmak".
Oysa biz de oyunlara devam ediyoruz değil mi?