4 Kasım 2008 Salı

mustafa filmi...

4 Kasım 2008

Yılmaz ÖZDİL
yozdil@hurriyet.com.tr
Mustafa’ya gittim...
Sarhoş.
Kafayı bulunca ağlayan...
Hoyrat.
Soğuk.
Kalpsiz.
Çevresine eziyet eden...
İtiraz edeni asan...
Arkadaşlarını satan...
Goygoycuların dolduruşuna gelen...
Milletten bihaber.Hatta milleti küçümseyen...
Alay eden.
Hesabını kitabını bilmeyen...
Batı hayranı.
Sefa düşkünü.
O balo senin...Bu balo benim, gezen.Zampara.
Cephede bile karı-kız düşünen...
Savaşmadığı için sıkılan...
Ordu varken, çete kurmaya kalkan...
Devrimleri intikam için yapan...
Dinsiz.
Kendi heykellerini diktiren...
Megaloman.
Bencil.
Günde 3 paket sigara içen.Usul usul intihar eden...
Psikolojik bunalımda...
Yalnız.Çaresiz.Basiretsiz.Zavallı bir adam.
*Mustafa’daki Mustafa bu.*Anafartalar 1 saniye.İşgal 2 saniye.Tası tarağı toplayıp kaçmak için, sığır sürüsünün çıkardığı toz bulutundan bile tırsan... Sığır sürüsüyle düşman ordusunu ayırt etmekten aciz biri... Başkomutanlık meydan muharebesi desen... Taktiğini falan başkasından araklamış zaten.*Hak edilmiş bence Oscar...En azından Nobel.

Yılmaz Özdil.

evet kesinlikle filmden çıkan sonuçlar bunlar. eklemek istediğim ise filmin ilk yarısında Atatürk'ün kendisine dinsiz diyenlere inat T.B.M.M'yi açma tarihini daha önceden ilan edilen 22 nisan tarihi yerine cuma gününe denk gelen 23 nisan tarihine ertelemesi ve cuma günü cuma namazından sonra kuran okunup hatim edilerek, kurban kesilerek besmeleyle T.B.M.M.'nin açılması. ancak 2. bölümde de bunun o zamanki şartlarda öyle olması ve kendini ispatlaması gerektiği için yaptığını izliyoruz büyük bir öfkeyle. ve yine filmin 2. yarısında Atamızın Cumhuriyet'i ilan ettikten sonra köşesine çekilip herşeyden elini eteğini çektiğini ve halkın durumunu hiç gözlemlemeden sadece etrafındaki şakşakçılardan bilgi aldığını ve dışarıya çıkıp halka karıştığında onların şikayetleri karşısında çok şaşırdığını ve çok da bunaldığını görüyoruz. bunalıyor, balolara gidiyor, kafasını dağıtıyor biraz dans ediyor, sonra uyuşana kadar içiyor. film oldukça basit, düz ve duygudan yoksun. Atatürk'ü inanılmaz hırslı biri olarak izliyoruz üzerine basılan tek özelliği bu. film, müzikleri sayesinde biraz etkileyici hale geliyor. (müzikler goran bregoviç) tabi inanılmaz bir arşiv çalışması var burdaki emeğe saygısızlık etmek istemem ama hayalimdeki filmin yakınından bile geçmeyen bir görüntüler yumağı diyebilirim Mustafa için.

yine de yorumlar size kalmış, izlemeyin demiycem en azından gidip "Atatürk nasıl anlatılmaz" onu görün derim.

sevgilerimle...

4 yorum:

Aykut dedi ki...

Çoğu yorumuna katılıyorum Yılmaz Özdil'in.Bazen duygusalmı düşünüyorum diyorum ama yok,böylesine büyük bir asker,devlet adamı,halk kahramanı Mustafa Kemal'in,böylesine tüm arşivleri kullanımına açılan,sponsorluğu yapılan bir filmde çok daha iyi anlatılabilmesi gerekiyordu.Ama Can Dündar yine başaramadı,bir çok şeyi başaramadığı gibi.

duygu dedi ki...

aykut,
evet kesinlikle sana katılıyorum.elindeki her türlü imkanı böylesine beceriksizce kullanması bana çok da masum gelmiyor. hükümete yakınlığıyla bilinir can dündar bunun etkisi varmıdır diye düşünmeden edemiyorum.
sevgilerimle..

postacı dedi ki...

Bu gibiler zeki olmadıkları için Atatürk ü yanlış tanıtıyor; aradaki fark bu.. bu adam Atatürkçü ancak zeki değil ve bilgiziz..

Cahil dost yani..

Atatürkçü dedi ki...

Bu gibiler zeki olmadıkları için Atatürk ü yanlış tanıtıyor; aradaki fark bu.. bu adam Atatürkçü ancak zeki değil ve bilgiziz..

Cahil dost yani..