20 Ocak 2009 Salı

konuşmazsam, küserim bak...

birkaç gündür güzel giden havaları fırsat bilip dışardayız cumartesiden beri. artık iyice zenginleşen kelime haznemiz ve düşük çenemizde bize eşlik etmekte...
anne buuu neee, ne yapıyoruss onla, rengi .... mi?, güsseellmi, aaaçelik demek yenilik demek, ikea evimisin heeeeşeyi, tukkselle bağlan hayyaaaattaaa... bildiklerimizi unutmamak için tekrarlıyoruz. ve en önemlisi cümle içinde kullanıp küçük hikayeler uyduruyoruz. (itiraf ediyim en sevdiğimde bu)
-minik kıs okula gitmiş, desss yapcakmış. aaaçelik gelmiş kitap okumuş, ikea gitmişleeeerrrrr... kıs elmise aamış, pembeymiş.
-anneeee bu ismankası mı (iş bankası logosunu gösteriyor)...
-evet kızım... nerden bilyorsun sen onu...
-tanıdım mı... hı hııııı tanıdı... ismankası tanıdı. ihi ihi ihi... (çok mutlu olur)
-aaaa metroooooo... metro karanlıktan koookma tamam mı.
-kek yapıyoomm ben. içine umuuta (yumurta) koyyos, şeker koyyos, süt koyyos... şşırrrrr kaaaıştırıyos... ı ıı ben yemicem anneee sana yaptım.
...
...
bunlar gibi binlercesini her dakika heryerde anlatıyor. yolda, evde, banyo yaparken, uyumaya çalışırken, yemek yerken ve maalesef dolmuşta da...
ama bugünden sonra artık emin değilim etrafını önemsemeden bu kadar konuşabileceğine... çünkü biliyor ki başkaları sesinden ve tekrarlarından rahatsız olabiliyormuş. ve onu uyarabiliyormuş ve bu hiç hoş bir durum değilmiş.
bugün dolmuşta evimize dönerken, yanımızda oturan tatlı bir amca.. önce "vay vay ne çok konuşuyor bu kız" dedi. bizimki amcadan aldığı gazla bugün izlediği gece bahçesini, görüştüğümüz arkadaşlarını, yediği yemekleri de anlatmaya başlıyınca amca az önceki sözlerine çoktan pişman olmaya başlamıştı bile. ve daha fazla dayanamayarak kibarca kızıma sessiz olmasını, kendisinin biraz hasta olduğunu ve başının ağrıdığını söyledi. derin'in anladığı ise sadece susması gerektiği. sebebinin ne olduğunu önemsemeden. sonuç odaklı düşündü kızım :)
ve küstü... amcaya, bana, tüm dolmuşa... hatta hayata :)
eve gelene kadar hiç konuşmadı. yolda kırtasiyeye girdik ve bana işaretle gösterdi istediği boyaları... o kadar kırılmış yani.
"artık arabadan indik, amca yanımızda değil konuşabiliriz, hadi gel önce sarılalım sıkı sıkı" dedim. sarıldık... öylece konuşmadan... sonra süt dedi, bide süpris istiyooooum. süt alındı ama sürpriz yokkk... maalesef! o kadar da değil. sonra bunu kullanabilir bana karşı, teyakkuzda olmalıyım :)
evimize geldik. gördüğümüz ilk komşumuza anlattı bi çırpıda olanları. amca bana kısdı, hasta o hasta... maşı aaarımış. bak süt aldık. içimmmiii hepsini...
komşu çarçabuk iyi akşamlar diyip şööle kızımın başını severek uğurladı bizi... sağolsun :)

kızım merdivenleri çıkarken hala anlatıyordu olanları. eve gelince pooo'ya da anlattı. oohh yaa içi rahatladı. anlattıkça ferahladı çocuk, aaa çatlasın mı... sonra unuttuuuu..
boyaya daldı... bazen boya ona daldı... ben evin 5 dakika nasıl bu kadar dağıldığına bakıp uzaklara daldım...
oooffff of!

6 yorum:

MoonSun dedi ki...

Kiyamam ben ona :)) ama en guzeli doya doya icindekileri anlatabilecegi bir annesi var yaninda :))

funda dedi ki...

sanırım kadınların çok konuşma becerisi daha ufaklıktan başlıyor :) vay evinizdeki tek erkeğe :))

duygu dedi ki...

evet moonsuncum. ben hep yanındayım. gece-gündüz hatta babası geldiğinde bile :)
hoşuma da gidiyor aslında ama işte bazen insan başka seslere de ihtiyaç duyuyor :)

duygu dedi ki...

ayy funda onu hiç sorma :(
normalde de pek konuşmazdı şimdi hiç sesi çıkmıyor zavallının:)

Şahane-Kral Çıplak dedi ki...

burcu ne?duygusal bir çocuk olacak demekki..içli.

duygu dedi ki...

şahanecim kızım benim gibi yay burcu ve çok duygusal. televizyonda bir ayrılık sahnesinde arkada çalan fon müziğine göre içli içli ağlayabiliyor. dilerim sadece bunun için ağlar hayat boyunca.