25 Eylül 2008 Perşembe

bana masal anlat anne...

derin-anneeeee, bak kocaman suuuuu...
ben-annecim o deniz, kocaman su denizi oluşturur.
birkaç gün sonra suyla dolu küveti görünce,
derin-anneee bak küçük deniz. :)

derin-anneeee karanlık oldu (gözüne güneş gözlüğü takmış)
ben- annecim gözlüğünü çıkar bakalım nolucak.
derin-aaaaa aydınlık. :)
gözlük takmak istediğinde ise, "anneeee karanlığa gidelim" :)

parkta tanımadığı, ismini bilmediği yaşıtlarına "arkadaşım" diye sesleniyor. sevdin mi sen arkadaşını diyince "canımmmm" diyip başını omzuna yaslıyıp, sarılıyor. (bu kadar sevgi ifadesi ve aslında dolu dolu)

bir arkadaşımın kızı vantilatörü tanımlıyor "üşütücü" :)
bir yerde okuduğum sevgi tanımlaması, "anne seni o kadar çok seviyorum ki git git bitmiyor" :)

gülümsetiyor beni kızımın dünyası. ne kadar basit yaşıyor hayatı. bildikleri yetiyor yaşadıklarını tanımlamaya. oysa sadece 21 aylık. ama gördüğü, duyduğu herşeyin bir karşılığı var zihninde. yanlış değil ama tam olarak doğru da değil, sadece biraz eksik.olsun... birlikte tamamlıycaz hepsini, hepsini yaşayarak, görerek, konuşarak, tartışarak... sabırla... o'nu esir etmiycem hiçbir zaman ne televizyona, ne bilgisayara. zaten meraklı da değil şimdilik. gülmeyi;parmak kuklalardan, canının acımasını parkta düştüğünde bacaklarında oluşan yaralardan, birlikte olmanın keyfini kurabiyelere verilen komik komik şekillerden, komikliği aynada yüzümüzün aldığı garip şekillerden bilecek.
onu bırakmıycam hiçbirzaman o renkli ekranın hızla akıp giden zihni bulandıran çekiciliğine... söz veriyorum!!!
çocuğum dünyaya geldiğinde aldığım bu kararı hatırlattım kendime, izlediğim o televizyon programında konuşan pedagog hanımın söylediklerinden sonra yine ve yeniden. en mutlu çocuklarınmutlu ailelerde, paylaşım içinde yaşayanlar olduklarını vurguladı. birlikte hayal kurmanın, masal okumanın yada masal uydurmanın :), tekerlemeler söylemenin çocukların zihninde yarattığı renkli dünyadan bahsetti uzun uzun. seanslarından örnekler verdi... gülümsetti birçoğu beni. çocukların gerçekleri tanımlama şekli ne farklı. kimi şaşırtıcı, kimi düşündürücü... babasını kaybetmiş bir çocuğun ki ise çok acı vericiydi.
9 yaşında ve okul dışında kalan zamanının büyük bir çoğunluğunu bilgisayar başında oyun oynayarak geçiren bir erkek çocuğu... gerçeklikten çok uzak... sanall bir hayat...
ilk seansta babasının ölümünü anlatıyor doktor hanıma...
"biliyormusunuz, babamın sadece bir -1- canı varmış, çok şaşırdım"...

içimden birşeyler kopup yere düşüyor ve unufak oluyor. ürperiyorum...

4 yorum:

Geveze Kalem dedi ki...

Aman Allah'm, çocuğun söylediğinden dehşete düştüm. Gerçek mi yani şimdi bu?

Geçen ay bilgisayarımı formatlamak zorunda kaldım ve blog adresin yalnız sık kullanılanlarımda kayıtlıymış. Adresin aklıma gelmemişti, üzülmüştüm. İyi ki tekrar uğramışsın bana.;-)

Bu, "git git bitmiyor," lâfı var ya, o benim boncuk yeğenime ait.:) Ya ablamın bloğunda okumuşsundur ya da ben birilerinin yorumuna eklemiştim bunu, ona denk gelmişsindir. Yani artık kaynağını biliyorsun.;-)

Kızının zeka ve sevgi pırıltılarına bayıldım. Umarım -hayatın onu yıpratmayacağı noktaya kadar- bu yönünü her zaman korur.

Bir de şu aşağılardaki komşu teyze postunu okudum da, sanırım gereğinden fazla kibar davranmışsın. Ben muhtemelenbir kavanoz tuzu aşağı dökerdim. Hatta yetmezdi kapı eşiklerinden az önce evi sildiğim kirli suyu dökerdim. Şaka yaptığımı sanıyorsun değil mi? Asla! Bunlar tozutmuş ve anca bu davranıştan anlarlardı, emin ol.;-)

Cocukla Cocuk dedi ki...

Maşallah ne güzel diyologlar bunlar.
sevgi sözcüklerine bayılıyorum ben hep, bir gün toparlayıp alt alta yazmayı düşünüyorum, gece uyku sohbetlerinde oluyor hep, not almam lazım.
Çocukların dünyası hakkında yazdıkların o kadar doğru ki, ölen babanın çocuğunda aynı şeyi hissettim.
Sevgiler,

duygu dedi ki...

sevgili geveze kalem seni bloğumda gördüğüme çokkk sevindim. o "git git bitmiyor" ifadesini hemen hemen her ortamda paylaşırım nerde okuduğumu unutmuştum hatırlattığın iyi oldu, harika bir cümle bence. eminim ki çok sevimlidir boncuğun.
komşu teyze ise sadece benim için değil artık diğer komşularımız tarafından da "onu böyle kabul edelim" şeklinde varlığına ve huysuzluğuna alıştığımız bir kişilik. artık selamlaşmıyoruz bile ne yazık ki.
aklımdan benimde hinlikler geçmedi değil ama uğraşmadım, istemedim.

bu arada izlediğim program sunay akın'ın "mahya ışıkları" programıydı. geçtiğimiz hafta içinde beyaz ile birlikte konuk olmuştu bahsettiğim pedagog hanım. ve maaalesef yazdıklarım birebir işittiklerimdi. umarım yanlış anlamışımdır.

sevgilerimle...

ve çocukla çocuk...
hoşgeldin... bloğunu yeni keşfettim ve o zamandan beri de sıkı bir takipçisiyim, sayende o kadar çok şey öğrenip hayatıma katıyorum ki iyiki varsın.
çocuklar çok başka bir dünyada yaşıyorlar gerçekten onları kıskanmamak mümkün değil. o sevgi sözcükleri varya, keşke hepsini tutabilsem aklımda eminim ki dünyanın en güzeli şiirini onlar yazarlardı. ama işte zihin oyunları, maalesef hemen karışıveriyorlar boşluğa. ama not almak iyi fikir. hem geleceğe de hoş anılar taşımız oluruz.
sevgilerimle...

mehtap dedi ki...

Selam Duygucuğum, benimde dokuz ve 25 aylık kızlarım var.bende aynı duyguları paylaşıyorum.Onların dünyasında olmak gerçekten çok güzel.Allah acılarını göstermesin.Çocuklarımıza inşaallah güzel bir dünya bırakabiliriz.Benim küçük kızımda parktaki çocuklara dardeş diye seslenir.Öpücem öpücem diye zorla çocukları öpmeye çalışır.
işte böyle.sevgiler.