28 Eylül 2010 Salı

hüzün asmışlardı yüzüne kadının...

çünkü, yaz'dı mevsim, sıcaktı, kıpır kıpırdı...ve çok gerçekti...
çünkü, o güne en çok yakışmayan duyguydu hüzün...
çünkü, bir aşkı bırakmak için en yanlış zamandı...
ama...
gitti adam...
gözleri, sözleri, kokusu da gitti...
yetim kaldı "iyilik melekleri üzerinde olsun"lar...
mevsimsiz oluşundan değildi tat vermemesi işte, birlikte ilk kahvaltılarında yedikleri o "enginar reçeli"nin...
sahi...
ne uzun yaparlardı kahvaltılarını, gülüşe, öpüşe...
biten çayın sürekli tazelenmesi gibiydi, koyuydu muhabbetleri...
"birini tanımaya çalışmak, ne yürek hoplatan bir duygu, hele ki sen... hem tanıdık, hem yepyeniyken bana..." demişti kadın, ilk günün sabahında, adamın çayına attığı şekerini ağır ağır karıştırmasını izlerken...

güzel biriydi adam, kadın için...
güzel mi?
evet, kadın O'nu öyle tanımlamayı seviyordu.. çünkü yakışıklılık, dışı seni içi beni yakan bir kavram gibiydi kadına göre... ama güzellik... işte tam sevdiği adama göreydi... güzel bakan, güzel kokan, güzel seven, güzel çay içen, güzel yüzen...

ve güzel giden...
gidişin güzeli olur mu?

eğer engel olamıyorsan bitişe, avucundan uçup gidene tutunmaya çalışırken sen, O, terleyen bir elin kayması gibi kayıyorsa yüreğinin uçurumlarından... ve duymuşsan bir yerlerden "ayrılık da sevdaya dair, çünkü ayrılanlar hala sevgili" dizesini o ünlü şairin, inandırırsın kendini, gidiyordur O...
kabul edemese de kalbi, kırmadan, üzmeden, parmak ucunda yürür gibiydi adamın gidişi...
kadına düşen saygıyla anmaktı, yüreğini orta yerinden vuran adamı...
Adam, bir vedayı daha layıkıyla yerine getirmenin haklı gururunu yaşayıp, kadına fırlattığı okun yayını vakur bir edayla kılıfına yerleştirirken, hüzündür belki O'nun da yüzüne yerleşen...
ama bilmez işte...
bugüne en çok yakışmayan duygunun hüzün ve bir aşkı bırakmak için en yanlış zamanın olduğunu...
belki de öğrenecektir,
kadının hergece -hala- uyumadan önce, "melekler korusun" dileğini yüreğinde hissettiği vakit...
belki birinin başkasına söylediği "sevgili" kelimesinde,
yada yüzünü kurulamak için dolaptan aldığı havlunun kime ait olduğunu anımsadığı vakit..
belki...
kimbilir...

not: zarif modelim Ceyda Bural... Nam-ı diğer, Madame Caroline :)
ve deli dolu geçen bir cumartesi gününe ait bu fotoyu böyle hüzünle konuşturdum ya, Allah beni davul etsin :)

6 yorum:

NiLaY dedi ki...

:)) ama bu fotoyada duygusallık yakışırmış :) yüreğine sağlıkkk

fotograf penceremden dedi ki...

utandım ciddiyim
ama çok güzel yazmışsın ayrıca çok güzel bir gündü :) böylesi günlerimiz çok olsun

zühra dedi ki...

Ceyda ne kadar güzel çıkmış. Bence kendi foto. larını da koymalı bol bol.

Yazgüneşi dedi ki...

Duygum
Sen HERŞEYSİN.....

duygu dedi ki...

-nilaycım,
dimi ama yaaa... nasıl da mahsun yavrukuşum :)

-ceydaaaaa,
utanma bebeeemmm... güzel ve doppppdolu birgündü... tekrarına :)

-zühra,
bencede kesinlikle o süper bir model...

-yazgüneşim,
sen "iyiki"sin...

YILDIZ dedi ki...

Fotolar süper,model süper,yazan süper,ne diyeyim ellerinize,yüreğinize sağlık