6 Ocak 2010 Çarşamba

sana bakmak...

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır

YILMAZ ERDOĞAN

not: çok sevdim, paylaşmadan geçemedim...

10 yorum:

Prima Rima dedi ki...

Çok güzel yahu...hiç tamamını dinlememiş ve okumamıştım hep yarım yamalak bilirdim sözlerini.Ama gerçekden harikaymıs yada bu sabah erken uyanmanın verdiği mahmurlukla beni pek bi etkiledi:))dur ben bunu akşam üzeri yeniden okuyayım:D

zeynep dedi ki...

bunu bir de yılmaz erdoğanın sesinden dinlemek de çok güzel..

fotograf penceresinden dedi ki...

canım, işte sende böyle bir duygu var içinde kalbinde
ve ben onu çok seviyorum :)

GeCe dedi ki...

bende sevdim özellikle şu satırları

kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

YILDIZ dedi ki...

Ne zamandır okumamıştım,hatırlattığın ve paylaşımın için teşekkürler...

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Of en sevdiğim şiir bu. Bir kadına ancak bu kadar güzel bir şiir yazılabilir sanırım. Bu sözleri ben bulup böyle bir şiir bven neden yazamamışım diye kızmıştım kendime.. Anlamlar böyle derin ve samimi ve son nefese olmalı bence..

zeynepin sesi dedi ki...

ilk defa duydum bu şiiri desem ayıp ama ilk duydum gerçekten..çok güzelmiş,bayıldım..

EBRULİ dedi ki...

Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirlerini severim ben de.Bu da güzeldir.Yılmaz'ın sesine pek yakışır.sevgiler canım :)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Süper zaten ya ne yazsa adamı tek geçiyorum canım

duygu dedi ki...

-ebrucum,
dimi yaa bencede pek bir güzel...

-zeynepcim,
aaa evet bak videosunu ekleseydim keşke. :(

-ceydacım,
bende duygusala bağlıyorum bu adam gibi sık sık dimi :)

-gececim,
evet her satırı ayrı güzel bence...

-yıldızcım,
ben teşekkür ederim burda olup okuduğun için.

-mesut bey
gerçekten kıskanılacak bir şiir.bende bana neden böyle bir şiir yazılmadı diye pek bir kıskandım :)

-zeynepin sesi
olsun canım çok şey kaçırmış sayılmazsın...

-ebrulicim
dimi yaa sesinden dinlemekde ayrı zevk...

-edacım,
kesinlikle :)