20 Mart 2012 Salı

herkesin haklı olduğu hikayeler vardır...

çünkü her birimiz aslında ne kadar çok yanımızdakini, kanımızdan olanı düşünsekde bir yerlerde bencil kalan, "önce ben.. ama ben.. ben aslında.." diye başlayan cümleler kuran kişilikleriz. bencil mi dedim ben! neyse düzeltmiyicem.
biri vardır, hayatının ilk beşi daha yeni geride kalmıştır. hayalleri vardır, içinde uçuşan milyonlarca istek, ışıklı etek, pembe bir dünya, dans, disneyland... vs. ve en can acıtanı da aklında yaşamak istediği, olmasını arzu ettiği bir aile ortamı... bu noktada duygusallığa girmiyicem asla, kararlarımı almadan önce milyonlarca kez sorguladım, işin sadece -öngörüler dahilinde olan kısmı- duygusallık... tabiki aynı evde anne-baba ve çocuk birlikte yaşamalı. tabiki çocuk akşamları yemek yerken babaya telefonla bağlanmak yerine mesela makarnasını babasının ağzına sokuşturmalı, burnunu sıkmalı, baba traş olurken çocuğun yüzü gözü köpük içinde kalmalı.... bunlar güzel anlar... ne kadar maymun olsam da karşısında baba kokusu diye bişi var işte, asla yerini almak değil gayem, ki Derin'in bir babası zaten var, neden böyle bir çabaya girişiyim. ama hani o eksik olanı tamamlamaya çalışmak başka bir duyguyu fazlasıyla yaşatarak! sanırım yaptığımı tam da böyle açıklayabilirim! sevgi eşiği çok yüksek olan biriyim, tahammül de aynı. bunlar beni yıldırmaz.
ancak bir an oluyor, mesela, diyor ki, babama resim yaptım, ama görebilmesi için bizim eve gelmesi gerek!
DAN!!!
bizde yasak yok, baba istediği zaman gelebilir, ancak kişisel tercihi evimize gelmiyor, dışarda buluşuyoruz. tabi Derin bunu bilmemeli. bende bir isim buldum. burası "kızlar şatosu" erkekler gelemez :) işin en dramatik tarafı, bir oyuna dönüşebiliyor. o an içinden geçenleri düşünecek olsam, kahrımdan ölebilirim. ama bunu düşünmeye hakkım yok. dahası böyle bir duygusal karmaşa yaşayıp o depresif hale girme lüksüm yok. depresyon lüks mü dedim?  evet ağlayabilen üstelik hönkür hönkür ağlayan biri olduğumu kızımdan saklamıyorum ancak bu zamanları minimuma indirdim! çünkü bu kadar ağlamamdan babasını suçlayabilir.
şimdilerde alıştı, pazar günlerini mutlaka birlikte geçiriyorlar, hatta istedikleri başka günleri de, Derin babasıyla istediği zaman kalıyor ve bazen çok nadir de olsa bana soruyor "onlara eşlik eder miyim" diye... ki bunda sıkıntı yok, özel programları yoksa ben zaten her daim yanlarındayım.
ama işte... ev demek güven demek ya, benim çocukluğumda ev demek baba demekti. babamı kaybedince sanki evim barkım yıkıldı sanmıştım. kendi yaşadığım travmayı (ölüm ile kıyaslanmaz asla tabi) kızımda yaşar diye ödüm kopuyor. bu yaşımda başıma geldi ilk taşikardi!
sonra bir diğer tarafta hayatının ilk otuz yılını geride bırakmış bir kadın var... sevdiği adamla erken yaşta evlenmiş. ona bir çocuk vermiş ve artık hayatın başka akması gerektiğine karar verip hayatına darbe yapmış bir kadın. hayalleri var, istekleri, hayattan beklentileri, her güne yeni umutlarla uyanan bir kalbi... bencil olmak istiyor kimi zaman. boşanmayla sonuçlanan evliliğini başlarda bir yenilgi, hezimet, kaybediş gibi görse de şimdilerde kendine dönmüş, geleceğe gülümseyerek bakan ve herşeyin çok güzel olduğuna dair inancını her an yenileyen bir kadın....
çokça düşünüyor, kimlerin canını yaktım, kendimi mutlu etmeye çalışırken diye...
başka bir şekilde sorarsa, kendimi mutlu etmek ille de birilerinin canının yanması mı demek...
yada bir diğer deyişle mutluluk ilk önce mutsuzluğu ve sonrasında nihayet yine mutluluğu mu getirir...
sorar durur...
o da haklı kendi hikayesinde...
anne, kızının derdinde, kız anne-baba derdinde, baba eminim kendince dertlerde...
ama herkes haklı.... bu ayrılığı yaşarken ortaya çıkan sebeplerde haklı, ayrılık aşamasında haklı, ayrılık sonrası gelen travmalarda, sonrası gelen o rahatlama halinde... herkes herşeyde kendince haklı...
ama sanırım en haklı "ben", herkesin içinde ki o"ben"...

bunlar kısa bir iç döküş olsun... gelecekte kızıma kalacak olan bu sayfalarda, istedim ki Derin bilsin, kimse öyle geberene kadar mutlu olamıyor, ama ölmüyor da mutsuz olduğu anlarda...
sadece yaşıyor insan... acıyı, hüznü, mutluluğu... yaşıyor ve o duyguyu yaşadığı an'da bırakıyor...
bende öyleyim...
o da okuyunca artık bilecek!

8 yorum:

Yazgüneşi dedi ki...

Derin dünyanın en müthiş annesine sahip..
ve de çok şeker bir babaya..
şanslı bir çocuk o..
tek derdi anne babsının aynı evde yaşamıyor oluşu olsun caniçim..
inan bana ömrü boyunca dilerim tek derdi bundan ibaret olsun..

sen ona seni anlatmasan da o seni anlar zaten ayrıca..
endişen olmasın o konuda..

ha bir de
ankara da bir kadınla bir kızçocuğu var
istanbuldaki bir kadınla bir kız çocuğunu deli seviyorlar
hatırlatayım dedim.. :)

funda dedi ki...

canım yaaa duygusala bağalayan beni sıkıca bağladın şimd..çok özledim

funda dedi ki...

canım yaaa duygusala bağlayan beni iyice bağladın şimdi..çok özledim

HAYATIMDAKI D'ler-Pınar dedi ki...

HAni bazen tanımadığına anlatmak daha kolaydır ya,sıkıldığında bir mail uzakta benim olduğumu bil olur mu?
Her zaman yanındayım.

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

Derin seni çok iyi anlayacak canım okuyunca, büyüyünce.

tijen miriam dedi ki...

hep okurum,bugun yazmak istedim,gecicek inan ki gecicek,ayni seyleri,ayni yasta cocugu ve ustelik kendi ailesi de yokken yasamis biriyim.ilk once cok zor,oluyorum,geberiyorum saniyorsun,cocuguna iyi bir hayat vermek,ona birseyleri belli etmemek,sonra hayatin devam ettigini anliyorsun.aa birde kim ne derse desin her zaman bir sekilde derin seni yargilayacak ,bu 1+1 -2.bu kadar kesin.ama o dakikada durup bakicak nasil bir hayati var diye ve o zaman yargilamalarin yaninda annesinin ona verdigi sevgiyi gorecek ve anlicak seni.butun yaralarin gecicek,ama biraz zaman ve sabir,bir gun bakicaksin ki kalbin tekrar bir kus gibi,ozgur ve olabildigine mutlu.hersey gecmiste kalan hatiralar gibi gelicek.guzel olanlara dokunup,aci verenlere dokunmamayi ogreneceksin.simdi gereken tek sey dinginlik ve sakinlik.hayati muhasebe etme.akisina birak ..sevgilerimle...

duygu dedi ki...

-canımmmmm,
ben nasıl özledim nasıl doldu içim bilsen...

-fundacım,
heeeyyy sakınn dağılmak yok, bende özledim o biçim :)

-pınarcım,
nasıl iyi geldi anlatamam... teşekkürler...

-baharcım,
biliyorum aslında... ama yinede işte...

-tijen...
aslında mutluyum olabildiğimce, iyi de hissediyorum kendimi ama konu derin olunca işte o boğa gelip oturuyor böğrüme...
çok teşekkürler yorumun için, yalnız olmadığımı bilmek güzel...
sevgilerimle...

aysencifci dedi ki...

Derin'in çok ama çok iyi bir annesi var ve anne-kız yeni hayatlarında çok ama çok mutlu olacaklar.Çocuklar yeni şartlara bizden çabuk uyum sağlıyorlar. Sakın kendini üzme, bugünler de geçecek ve siz ana-kız yeni düzeninizi oturtacaksınız. Sevgilerimle