1 Kasım 2009 Pazar

bizim evden yükselen çığlıklar...

nadasa aldım kendimi... 2 gün boyunca evde, erken ergenlik yaşayan 3 yaşında bir kız ve kendini örümcek adam zanneden 8 yaşında bir veletle uğraşmak bu bünyenin içine etti...
mütemadi bir çığlık eşliğinde hayatımı sürdürmeye çalışırken, kendimi balkona hapsetmenin ruh ve beden sağlığım için en iyisi olduğuna karar verdiğimde, evin hali içinden bir at sürüsü geçmiş gibiydi...

herşeyi bildiğini iddia eden erkekle, tüm duygularını çığlık atarak ifade eden bir kız çocuğu arasında, duyanları dumur eden diyaloglarda yaşanmadı değil, bu da işin nadir beliren eğlence kısmı oldu benim için.

arkadaşımın 8 yaşındaki oğlu Korcan ve bizim delifişek Derin'den bahsediyorum... onlar aralarında iletişim kurmaya çalışırken eğlenmedim değil. baksanıza neler söylüyorlar;

korcan-derin sen hangi takımı tutuyorsun, Fenerbahçe mi, Beşiktaş mı?
derin-ben Atatürk'ü tutuyorum. en büyük Türk Atatürk...
korcan-yaa öyle değil... sarı-lacivert mi, siyah-beyaz mı?
derin - heeeee... annadım... ben pembeyi seviyorum. bak annem almış pembe çizme... giysene... korcan- yaa Derin öyle değil... hani futbol takımları var ya.. onu diyorum...
derin-anneeee korcan çizmemi beğenmedi, giymicem ben onu artık. bana sarı -yacimet çizme al...
korcan- derin bu kız çizmesi giyemem ben onu... sen giy. kızlar pembe giyer.
derin - hee tamam anne ver bana... korcana al sarı-yacimet çizme... hadi gidelim... yaaaa annneee şimdi gidelim ona da alalım çizmeeee... o misapiiirrr...
....
derin - annneeee napıyosunuz ordaaaa. sizi görüyorum... Korcan öyle çiş yapılmaz... otursana
kooozete heryere çiş dökülücek şimdi.
ben-derincim lütfen odana gidermisin, başkalarını tuvaletteyken izlemek çok yanlş bişi...
derin- anne korcan hasta mı, bacakları mı acıyo oturup çiş yaparken... (allah'tan cinsel organlardan bahsetmedi)
el yıkama faslı falan derken konuyu kaynattım neyse ki....

erkek çocuk savaş oyunu ister, futbol ister, bizimki tokalarını ona giydirmek ister, bebeğini emzirmesini ister...

ben uyuşmuş beynim ve suratıma asılı kalan gergin gülümseyişle boooş boş bakakalırım onlara...
2. çocuğu aklıma hiççç getirmeden...

not: zaiyat epey yüksek... oyuncakların %70'i savaş oyununda, Derin'İn gözlüğü ise koltuğu trombolin olarak kullanıp zıplamaları sonucu kırıldı... vahhh!

5 yorum:

fotograf penceresinden dedi ki...

konuya ilk girişinizdeki benzetme ve ufakların diyaloğuna bayıldum :)
(anneeee korcan çizmemi beğenmedi)koptum gülmekten :)Allah bağışlasın bu arada :) sevgiler

Turkuaz Deniz dedi ki...

yuzumde kocaaaa bir tebessumle okudum yazdiklarini. dusunsene tam da bu yaslarda iki kardes olduklarini :) neyse, gecmis olsun! sari yacimet:) yerim ben onu, misapiirr

pıtırcığın aşkı,lupinin annesi dedi ki...

bayıldım :p

GeCe dedi ki...

ah canım ya valla bu yazıdan sonra söyleyecek söz bulamıyorum yine döktürmüş derin sana büyüüük sabır diliyorum ama varya bende orda olup izlemek isterdim

duygu dedi ki...

-fotoğraf penceremden,
teşekkürler kocaman... bide içten içten sevgiler...

-turkuazım,
neyse geçti gitti çok şükür... oynatmama az kalmıştı yemin ederim :)

-pıtırcıkkk,
bende size bayılıyorum. :p

-gececim,
orda izlerken bu duygularda değildim yaa herkes evine dağılınca gülümsedim işte bende öyle kendimce :)